VERGİ DAVALARININ HUKUKİ NİTELİĞİ

İdari Yargılama Usulü Kanununda vergi davası ayrı bir dava türü olarak belirlenmemiştir. Niteliği itibariyle özel durumlar barındıran vergi davalarının iptal davası mı yoksa tam yargı davası mı olduğu hususu tartışmalıdır.

Doktrinde ağırlıklı görüşe göre vergi davası bir tam yargı davası iken, Danıştay görüşüne göre ise iptal davasıdır.

Doktrinde, vergi davalarında davacı tarafından verginin esasına ve miktarına itiraz edildiği, dava sonunda ise söz konusu verginin kaldırılmasına karar verilebildiği gibi indirilmesine yada iadesine de karar verilebileceği hususu vurgulanarak, vergi davasının bir tam yargı davası olduğu savunulmaktadır. Doktrin’de konuyla ilgili farklı görüşler de bulunmaktadır. Genel olarak ağırlıklı görü tam yargı davası olduğu yönünde ise de tartışmalıdır. Şöyle ki, vergi davalarının iptal davasına benzeyen pek çok yönü olmasıyla beraber, alanında uzman vergi avukatı tarafından açılmış dava sonucunda, mahkemece iptal kararı verilebileceği gibi, verginin indirilmesi veya iadesine de karar verilebilecektir.

Vergi davasının karma dava olduğu görüşü de bulunmaktadır. Bu görüşe göre vergi davası, iptal davasının unsurlarını taşımakla birlikte, vergi mahkemesinin yetki genişliği sebebiyle tam yargı davasının unsurlarını da taşımaktadır.

Bizim de paylaştığımız, vergi davalarının kendine özgü bir dava türü olduğu görüşüne göre ise, vergi davası iptal davası niteliğinde olmakla birlikte, hukukilik denetiminin idareyi yükümlülüklere bağlaması sebebiyle tam yargı davası niteliği de kazanmaktadır. Şöyle ki, İdari yargılama usulü kanununda; “madde 3/e: vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin…. gösterilir.”, “madde 17/1: …. vergi davalarında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır.”, “madde 28/6: tazminat ve vergi davalarında…. İdarece kanunî gecikme faizi ödenir.” hükümleri ile bu görüş desteklenmektedir. Bu sebeple kendine özgü bir dava türü olan vergi davası açılırken alanında uzman bir vergi avukatı tarafından davanın takip edilmesi önem arz etmektedir.

Vergi davası alelade bir dava çeşidi değildir. Konusunda uzman bir vergi avukatı tarafından hazırlanmış vergi davası, mükellefin haklı olduğu davada büyük zararlar görmesini önleyecektir. Öyle ki, vergi idaresi tarafından kurum içi kuralların kanunmuş gibi uygulanmasının önüne, konuya hakim bir vergi avukatı geçebilecektir.

Danıştay ise, 1983 tarihli bir kararında vergi davalarının bir iptal davası olduğunu, tam yargı davası olduğuna yönelik tartışmaların ise vergi davası içinde rakamla ifade edilen bir miktarın bulunmasından kaynaklandığını belirtmektedir. Fazlaya ilişkin hakların ise ne şekilde ret ve iade edileceği hususunun ilgili yasalarda ve Vergi Usul Kanununda belirlendiğini ifade etmektedir.

Sonuç olarak, vergi davasının bir iptal davası olduğu ancak özelliklerine göre tam yargı davası hali alabileceği görüşümüzün daha uygun olacağı kanaatindeyiz. İş bu sebeple, teknik bir alan olan ve avukatların düşük düzeyde ilgi gösterdiği vergi yargısında açılacak davaların, bu alanda uzmanlaşmış bir vergi avukatı eliyle yürütülmesi mükelleflerin idare karşısında uğradığı haksızlıkların giderilmesinde fayda sağlayacaktır.

Av. Murat OBAY (LL.M.)

Vergi Hukuku Bilim Uzmanı