VERGİ KAÇAKÇILIĞI (VUK 359 – NAYLON FATURA) SUÇLARINDA SORUŞTURMA

Suç gerçekleştiğinde, suçu gerçekleştiren fiili hayata geçiren ile kamu gücü arasında ceza hukukundan kaynaklı bir münasebet ortaya çıkar ve bu münasebet neticesinde kamu gücü, suçu işleyeni cezalandırabilmek adına bir yetkiye sahip olur. Bu aşamada bağımsız mahkemeler eli ile suçu işlemiş olanlar cezalandırılır.

            Kamu gücünü kullanan Devlet, vergi ceza yargısında hem yasama gücü ile verginin belirleyicisi, yürütme gücü ile verginin alacaklısı hem de yargı gücü ile cezalandırıcısıdır. Tüm kudreti elinde bulunduran bu güç, yetkilerini kullanırken bir taraf olarak değil, kamu menfaati ile bireysel menfaatleri belli bir şekilde dengeleyici rol üstlenmektedir.

            Vergi kanunlarına aykırılıkların ancak ağır nitelikte olanları ceza hukuku içinde suç olarak değerlendirilmiştir. Öyle ki; vergi kanunlarının asıl gayesi verginin tahsili iken, suç olarak nitelendirilen fiillere karşı gerçekleştirilen yaptırımlarda asıl gaye kamu otoritesini korumaktır. Bu durumlarda verginin tahsili ötelenmemekte ancak ikinci plana geçmektedir.

            Erman’ın ifadesi ile; vergiyi tahsil amacının ikinci plana geçtiği, devletin emir ve yasaklar koyan otorite sıfatıyla hareket ederek yaptırımlar koyduğu ve bu yaptırımların bağımsız adlî yargı organları tarafından ceza usûl hukuku kurallarına göre uygulandığı suçlar, cezaî yaptırım gerektiren vergi suçlarıdır.

            VUK’un 359. maddesinde düzenlenen vergi kaçakçılığı suçları cezaî yaptırım gerektirdiğinden dolayı yargılamaları da ceza mahkemelerinde gerçekleştirilecektir. Bir suçun gerçekleşip gerçekleşmediği, eğer gerçekleşmiş ise kim tarafından gerçekleştirildiği ve işlenmiş suça nasıl bir yaptırım uygulanacağı sorularına cevap bulunması için Ceza Muhakemesi Kanunu’na uygun olarak ceza mahkemelerinde gerçekleşen bu yargılama faaliyeti ceza yargılaması hukukunun içindedir. Bu sebepler, ceza yargılamasında tecrübeli ve vergi davası bilgisi olan bir avukat ile sürecin yürütülmesi önem arz etmektedir.

            Ceza hukuku yargılamasının, özel hukuk yargılamalarından ayrıldığı en önemli nokta, maddi gerçeğe ulaşma amacıdır. Kamu düzenini ilgilendiren bir yargılama olmasının da etkisi ile, şekli gerçeklik ceza hukuku yargılaması için yeterli değildir. Maddi gerçeğe ulaşmak için şekli gerçekliğin olması şartı da bulunmamaktadır. Ceza yargısı tarafların sundukları ile bağlı değildir. Ceza yargısının varlık sebeplerinden birinin, toplumsal barış, huzur ve kamu düzenini sağlamak olduğu düşünüldüğünde bunun böyle olması da gayet doğaldır.

            Ceza yargılamasında, söylediğimiz üzere Cumhuriyet savcısı soruşturmayı yürütmekte ve iddianame düzenlemekte serbesttir. Ancak kimi zaman bu faaliyetin yapılabilmesi, çeşitli suç ve ceza politikaları sebebi ile bazı şartların varlığına bağlanabilir. Bu sebeple Cumhuriyet savcısı suç ihbarını alır almaz tahkikata başlaması gerekirken yasadan kaynaklı başka soruşturma usullerini uygulamak zorunda kalabilir. Görüldüğü üzere belirttiğimiz temel ilkenin aksine, Cumhuriyet savcısının tek başına hiçbir yere bağımlı olmadan iddianame düzenleyebilmesinin de bazı istisnaları bulunmaktadır. En yaygın görünümünü 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunda bulan bu durumun bir diğer istisnası da avukat olarak üzerinde çalıştığımız vergi suçlarında kendini göstermektedir. Öyle ki, Cumhuriyet savcısı soruşturmasını tamamlayabilmek ve iddianamesini mahkemeye sunabilmek için idareden “Mütalâa” veya “Görüş” adı altında bir beyan almak zorundadır. 4483 sayılı kanunda, memur ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması izne tabi iken, vergi kaçakçılığı suçlarında doğrudan bir izin söz konusu değildir fakat; idareden beklenen mütalâa veya görüşün verilmemesi dava açılması olanağını ortadan kaldıracağı için iznin yarattığı etkiye sahip olduğu söylenebilir.

İdarenin hazırladığı vergi suçu raporunu dayanak alarak hazırlanan iddianameler ile çok sayıda VUK 359 mağduru ortaya çıkmaktadır. Mükelleflerin idarenin yanlı görüşü ile hapis cezalarına muhatap olmamaları ve en iyi şekilde savunulabilmeleri için bir vergi avukatı ile süreci takip etmeleri yararlarına olacaktır.

Av. Murat OBAY (LL.M.)

Vergi Hukuku Bilim Uzmanı