VERGİ KAÇAKÇILIĞI (VUK 359 – NAYLON FATURA) SUÇUNDA DAVA ŞARTI: MÜTALÂA

Ceza yargılamasında savunma ve iddia makamlarının hareket edebilmesi ve kovuşturmanın başlaması ve başlamış ise devam edebilmesi bazı durumlar için özel şartlara bağlanmıştır. Bazı durumlar için belirli bu şartlara “Muhakeme (Yargılama) Şartları” denir. Daha farklı ifadelerle dava şartı, kovuşturma şartı gibi isimler alsa da ifade edilen husus aynıdır.

Ceza muhakemesi hukukunda bazı davaların şarta bağlanmasının çeşitli sebepleri olabilir. Şikâyet şartında mağdurun, izin şartında ise devletin menfaatleri düşünülmüştür.

Elbette isminden de anlaşılacağı üzere bu ‘şart’ gerçekleşmez ise yargılama yapılamayacak yahut tamamlanamayacak ve sanık olarak bulunan kişi hiçbir şekilde ceza yargısı tarafından cezalandırılamayacaktır. Yargılama şartının varlığından umulan amaç da zaten bu şartlar gerçekleşmeden yargılamanın yapılamamasıdır.

Mütalâa

Bazı kaçakçılık suçlarının cezalandırılması usulünü belirleyen VUK’un 367. maddesi, belirtilen vergi suçlarının ceza mahkemesinde yargılanabilmesini özel bir şarta bağlamıştır. Vergi Usul Kanununun 359. maddesinde belirtilen bazı kaçakçılık suçları hakkında açılacak kamu davası için gerçekleşmesi gereken şart, mütalâa şartıdır. Bu şart, suç konusu eylemin idarece savcılığa bildirilmesi noktasında mütalâa’nın verilmesi,  doğrudan savcılıkça haberdar olunması halinde mütalâa yerine idareden görüş alınması şeklinde düzenlenmiştir.

Bu noktada dikkati çeken bir husus vardır. Belirtilen mütalâa veya görüşün alınmaması savcılıkça soruşturma yapılmasına bir engel teşkil etmemektedir. Soruşturma, Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen başlatılıp yürütülen bir aşamayı ifade eder. Cumhuriyet Başsavcılığı bir suç işlendiği şüphesi bulunan her olayı araştırmak ve topladığı deliller suçun işlendiğine yönelik yeterli şüpheyi uyandırıyor ise bir iddianame düzenlemekle yükümlüdür. “Dava açma mecburiyeti ilkesi” olarak bilinen bu durum, beraberinde kamu davasından vazgeçilememesi ve açılan kamu davasının takipsiz bırakılamaması yükümlülüklerini de Cumhuriyet savcısına yükler. Açılan dava ile başlayan kovuşturma aşaması ceza mahkemesinde nihayetlendirilir.

Dava açma mecburiyeti ve kovuşturma mecburiyetine rağmen, bazı kaçakçılık suçlarının cezalandırılması aşamasında getirilen mütalâa şartı ise kendisine “Maslahata Uygunluk İlkesi”[1] kapsamında yer bulmaktadır.

Uygulamada Vergi Suçu Raporu (Mütalâa) doğrudan iddianamenin yerini almakta, vergi hukuku alanında uzmanlaşmış savcıların azlığı sebebiyle vergi idaresi tarafından düzenlenen raporla mükellefler ağır hürriyeti bağlayıcı cezalarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu noktada, ceza yargısı tecrübesi bulunan ve vergi hukuku alanında uzman bir vergi avukatı ile savunma gerçekleştirilmesi mükelleflerin mağdur olmaması için en iyi yöntem olacaktır.

Avukat

Murat OBAY (LL.M.)

Vergi Hukuku Bilim Uzmanı


[1]Maslahata Uygunluk İlkesi: Ceza muhakemesinde kovuşturma mecburiyeti ilkesinin karşıtı maslahata uygunluk ilkesidir. Mesela, muhakeme sonunda sanığa verilecek cezanın, onun diğer bir suçundan dolayı bir yargı ile mahkûm olduğu veya olacağı cezaya tesiri olmayacaksa savcı dava açmayabilir. Dava açmada mecburiyeti değil kamu yararını kabul eden bu sisteme göre dava açılması için kanuni şartların bulunması yetmez, her dava için maslahata uygunluk diye ifade edilen “lüzum” şartı da araştırılmalıdır. Yani her olayda kamusal fayda düşüncesi ile “lüzum” takdir edilecektir. Bu nedenle öğretide “takdirilik ilkesi” de denilmektedir. Eğer dava açılması suçtan meydana gelen zarardan veya suçlunun cezasız kalmasındaki toplum zararından daha büyük bir zarar doğuracaksa veya suçlunun şahsiyeti bakımından işlediği suça göz yummak daha faydalı ise dava açılmayabilecektir”. (Hüsamettin Uğur, Ceza Muhakemesinde Kovuşturma Mecburiyeti İlkesinden

Maslahata Uygunluk İlkesine”, TBB Dergisi, Sayı 73, 2007, s. 258-259, Erişim: http://tbbdergisi.

barobirlik.org.tr/m2007-73-378).