VERGİ KAÇAKÇILIĞI (VUK 359 NAYLON FATURA) SUÇUNDA MÜTALÂA VEYA GÖRÜŞ VERİLMESİ VE MÜTALÂA VEYA GÖRÜŞ VERMEYE YETKİLİ MAKAMLAR

Yapılmış bir vergi incelemesi neticesinde inceleme elemanları tarafından Vergi Usul Kanununun 359. maddesi kapsamında suç oluşturan bir durum tespit edilmişse bir “Vergi İnceleme Raporu”, bir de “Vergi Suçu Raporu” düzenlenir. Vergi müfettiş ve müfettiş yardımcıları tarafından düzenlenen bu raporlar doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına iletilemez. Öncelikle oluşturulan rapor, değerlendirme komisyonları tarafından değerlendirilir. Bu değerlendirmenin ardından bir vergi suçu işlendiği kanaati oluşursa, ilgili komisyonun mütalâası ile soruşturmayı yürütmekle yetkili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

Dava açılmadan önce tamamlanmış olmaları gereği, mütalâa ve görüşü dava şartı haline getirmektedir. Mütalâa da, görüş de suç ile ilgili olarak idarenin yorumunun alınmasıdır.

İlgili suçlar açısından, Cumhuriyet savcısı suçun gerçekleştiğinden emin olsa dahi, olayın durumuna göre mütalâa ya da görüş almadan iddianamesini düzenleyemeyecektir. Bu durumda da yargılama başlamayacaktır. Böyle bir durumda iddianamenin verilmesi mütalâa veya görüş verilinceye kadar ertelenmek zorundadır.

Mütalâa veya görüş, konu ile ilgili vergi dairesince hazırlanacaktır fakat; mütalâa veya görüş vergi suçu işlediği düşünülen kişinin lehine olsa dahi Cumhuriyet savcısı elindeki bilgilerle yeterli bir şüpheye ulaşmış ise soruşturmasını tamamlayarak ceza davasını açabilecektir. Tam tersi bir durumda verilen mütalâa veya görüş kişinin aleyhine olsa dahi şayet Cumhuriyet savcısı yeterli şüphe ve delil oluşmadığı kanaatinde ise kovuşturmaya yer olmadığı kararı vererek ceza davası açılmasının önüne geçebilecektir.

Ayrıca Cumhuriyet savcısı verilen mütalâa veya görüşte belirtilen nitelendirme ile bağlı değildir. Suç olduğu iddia edilen eylemin soruşturma aşamasındaki hukuki değerlendirmesini yapmak sadece Cumhuriyet savcısının yetki alanındadır. Bu bağlamda mütalâa veya görüş vermeye yetkili makamların bu şekildeki değerlendirmelerinin hiçbir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.

Yaptığımız bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere yürütülen bir ceza kovuşturmasında sanık olarak bulunan kişi lehine verilmiş mütalâa veya görüş bulunmasına rağmen sanığın mahkûm edilmesi mümkün olduğu gibi, sanık aleyhine verilmiş mütalâa veya görüş bulunmasına rağmen de sanık hakkında beraat kararı verilmesi mümkündür.

Cumhuriyet savcısının soruşturmayı tamamlayıp kamu davasını açabilmek için her ne kadar mütalâa veya görüş şartının yerine gelmesini beklemek yükümlülüğü var ise de verilen bu mütalâa veya görüş ile sınırlı kalmak yükümlülüğü yoktur. Doğal olarak Cumhuriyet savcısının mütalâa veya görüş dışında delil elde etmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır.

Mütalâa veya görüş alınması zorunluluğu açılacak olan kamu davasında Cumhuriyet savcılığı ile idarenin paydaş olarak hareket etme ve söz konusu suçun belirlenmesinde idarenin savcılığa yardımcı olması durumunu ortaya çıkarmaktadır. Bu ilişki VUK.’un 367. maddesi gereği zorunlu bir ilişkidir. Bu zorunluluğun çeşitli sebepleri vardır, öncelikle bu tür suçların araştırılması aşamasında daha dikkatli davranarak vatandaşların mali emniyetinin güvence altına alınması gerekmektedir. Ayrıca vergi inceleme elemanının kişisel, sübjektif değerlendirmelerinden vatandaşı koruyabilmek adına inceleme elemanının yapmış olduğu tespitlerin bir kez de Rapor Değerlendirme Komisyonu tarafından gözden geçirilerek olası yanlışlıkların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

Mütalâa ve görüş savcının delil, yorum ve teknik açılardan aydınlatılmış güvenilir bir iddianame hazırlamasına hizmet ettiği gibi mahkemenin de fiille ilgili aydınlanmasına hizmet eder. Önemli olan maddî gerçeğe ulaşmak ve muhtemel hataların en aza indirilmesi amacına yönelik önceden bir değerlendirmenin sağlanmasıdır.

            Mütalâa ve görüş ile ilgili her ne kadar önemli bir denetim mekanizması olsa da, vatandaşa yönelik hazırlanan bu mütalâa ve görüşün vatandaşın aleyhine olması durumunda vatandaşın bu işleme karşı herhangi bir başvuru yolu bulunmamaktadır. Bu durum tüm idari işlemlere karşı yargı yolu bulunması gerekli olan bir hukuk sisteminde eleştirilmesi gereken bir husustur. Bir taraftan da vatandaşın hukuk güvenliğini ihlal eden bir durumdur. Bu hak ihlaline karşılık mükelleflerin konusunda uzman bir vergi avukatından hukuki destek almaları faydalarına olacaktır.

            Şenyüz’ün konuya ilişkin yorumu şu şekildedir: “Mütalâa ve bildirimin vatandaşa karşı hâkim konumda olan vergi idaresinin takdirine bırakılmasını, vatandaşa göre güçlü-buyurgan konumda olan idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğuna ilişkin Anayasa’nın 125’nci maddesi, kuvvetler ayrılığı, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve âdil yargılama ilkeleri ile de bağdaştırmak zordur. En azından itiraza uygun bir mekanizmanın getirilmesi mükellef hakları bakımından ileri bir adım olur.”[1]

Av. Murat OBAY (LL.M.)

Vergi Hukuku Bilim Uzmanı


[1] Şenyüz Doğan, Vergi Kaçakçılığı Suçunda Dava Şartı Olarak Mütalâa/Görüş, İzmir Barosu Dergisi, Yıl 81, Sayı 2, s. 21